PVTürk internetinin en büyük sorunlarından biri de ölçümleme. Bilinen ve başa oynayan hemen hemen tüm internet siteleri en büyük olduğunu söylüyor. Bazıları en büyük portal, bazıları en büyük video sitesi, bazıları en çok okunan gazete ve bazıları da en büyük arkadaşlık sitesi olduğu iddiasında. Bu ölçümleme kaosunun tek nedeni ise ölçümleme mekanizması veya standartının olmaması ve tüm sitelerin kendilerine göre rakamlar açıklamaları.

Aslına bakarsanız biz internet kullanıcıları olarak kimin en büyük olduğu okadar da önemli değil. Örneğin benim için bir haber sitesinin ne kadar kullanıcısının olduğu veya ne kadar sayfa görüntülenmesine sahip olduğu değil, haberlerinin doğruluğu ve çeşitliliği ile güncellenme hızı önemli. Bu görüşüm neredeyse tüm siteler için geçerli. Peki ölçümleme neden lazım, neden internet bir AGB’ye ihtiyaç duyuyor?

Her zaman savunduğum şeylerden bir tanesi internetin gelecekte en büyük reklam mecrası olacağı yönünde. Zaten üyelik ücretlerinin yalnızca belirli bazı hizmetlere indirgendiği, çoğu sitenin yalnızca reklam gelir modeline döndüğü bir dönemdeyiz. Yurtdışından verebileceğimiz en büyük örnek de Facebook! Sitenin çok büyük bir reklam mecrasına döndüğü ve içeride 80 bin b2b ve b2c sitesinin ticaret yaptığı hatta Visa’nın Facebook’a özel bir model geliştirdiği biliniyor. Ancak bu tür modellerin her zaman ve her yerde sağlıklı işleyebilmesi için doğru ölçümleme gerekiyor. Reklamverenler 3. parti bağımsız bir kaynaktan reklam verdikleri sitelerin değerlerini öğrenemedikleri için reklam bütçelerinin yalnızca belli bir kısmını internete ayırıyor çünkü nasıl bir mecraya verildiği tam olarak bilinmeyen ve bu nedenle geri dönüşü tam olarak ölçülemeyen bir modeli paranın sokağa atılmasına yakın oluyor. Böylece ne siteler hakettiği parayı kazanarak daha kaliteli hizmet verebiliyor ne de internet mecrası hakkettiği yere gelebiliyor.

Çözüm ise başta da belirttiğim gibi internet için bir AGB benzeri yapı kurmaktan geçiyor. Bazı Avrupa ülkelerinde uygulanan ISP’lerin bir araya gelerek yayınladığı raporlar reklamverenler için kritik önem taşıyor ve hangi sitelerin popüler, hangilerinin düşüşte olduğu net ve şeffaf bir şekilde görüntüleniyor.

Türkiye olarak buradaki avantajımız ise yalnızca bir kaynaktan bu raporun çıkartılabilecek olması. Hiçbir firmanın bir araya gelmesine gerek kalmadan yalnızca Türk Telekom’dan gelecek olan bu rapor tüm sorunları çözebilir. Belli bir metodoloji yaratılarak (ajax requestlerin sayılması vb.) üretilecek yazılımın belli kodlarını kendilerine ekleyen web siteleri uçuk olmayan bir bedel karşılığında sisteme dahil olur ve ölçümleme problemi tamamiyle çözümlenir. Bu da internetle uzaktan veya yakından ilgisi olan herkesin işine gelir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kişisel işlerimin son dönemdeki yoğunluğundan dolayı bir süredir yazı yazamadım. Bu nedenle öncelikle herkesten özür diliyorum. Uzun zamandır yazmayı planladığım bir konu var. Bu da 1994 yılından beri internet sitelerinde görülen CPM bazlı bannerlar ve bu bannerların geleceği…

İnternetin yaygınlaşmaya başlamasının ardından buranın “para kazandırabilecek” bir mecra olduğu ortaya çıktı ve bu para kazandırmanın ne şekilde olacağı düşünülmeye başladı. İlk akla gelen belirli standartlarda reklam panolarının yani bannerların sitelere yerleştirilmesi ve tıklandığında başka bir siteye kullanıcının gönderilmesi oldu. AT&T‘nin reklamının yapıldığı 468×60 boyutundaki ilk banner Hotwired‘da yayınlandı ve yeni bir dönem de başlamış oldu.

firstbanner

CPM bannerların ilk ve orta vadedeki kullanıcının ilgisini çekmesi ve tıklama oranların yüksekliği mecranın oldukça verimli olduğunu kanıtladı. 1994 yılında başlayan serüven 2008 yılına geldiğimizde eski oranlarını ve cazibesini kaybetmeye başladı hatta kaybetti. Bunun nedenleri arasında CPC dediğimiz Google AdSense tarzı reklamların payı olsa da büyük pay bannerların artık çok fazla sıradanlaşması, kullanıcının onları otomatik olarak görmemeye başlaması ve web sitelerinin açgözlü davranarak sayfalarında onlarca reklam alanı bulundurmasıydı.

“Peki ne olacak? Önümüzdeki yıllarda artık CPM bannerların olmadığı web siteleri mi görmeye başlayacağız?”

Bu soruya yanıtım kesinlikle hayır. CPM bannerlar ve özellikle büyük sitelerdeki banner alanları olduğu gibi kalacak çünkü web sitelerinin buradan kazanılacak paraya, reklam ajanslarının ise bu alanları reklamverene satarak kazanacakları paraya ihtiyaçları var. Ayrıca reklamveren açısından bakıldığında da küçük web siteleri için CPC yeterli olsa da internetin büyük reklamverenleri olan (ülkemizdekilerden örneklersek) Turkcell, Coca Cola ve bankalar için asla yeterli olmayacak. Çünkü bu gibi reklamverenler yalnızca tıklama ile sitelerine yönlendirme yerine markalarını mecralarda gösterme vb. bir çok nedenden bannerlara ihtiyaç duyacaklar.

mynet

Tüm bunlara bakınca yapılacak şeyin CPM bannerları yeniden kullanıcının tıklamasını sağlamak olduğu gün gibi ortaya çıkıyor. Bunun için de artık yanıp sönen renk cümbüşleri yerine kullanıcının ilgisini çekecek, onu bannera tıklamaya değil bannerla oynamaya yöneltecek flash uygulamaların kullanılmaya başlamasının gerekiyor. Örneğin bir oyun sitesinin bannerını oyun logolarından, uzay araçları resimlerinden yapmak yerine çok ufak bir uygulama ile banner içerisinde 3 adet düşman uzay aracını vurdurmaya çalışmak ve dördüncü tıklamada siteye göndermek gibi çalışmalar çok daha verimli olacaktır. Kullanıcı açısından da bannera tıklamanın eğlenceli birkaç saniye/dakika geçirmek gibi bir ödülü olacaktır. Bu tür örnekler video, müzik, oyun vb. şekilde binlerce kez çoğaltılabilir ancak bunların olabilmesi için de reklamverenlerin çok ufak maliyetlerden kaçmaması reklamalanların ise hazıra konmayıp biraz yaratıcılıklarını artırmaları gerekmektedir…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Uzun uzun anlatmaya gerek yok, zira bu konuda aklımdan geçenleri farklı iki yazıyla aktarmıştım. Youtube dün öğlen saatlerinde yeniden kapandı. Vatana millete hayırlı olsun…..

youtube3

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

sol2Son dönemde hemen tüm sitelerde görebileceğimiz web 2.0 trendine uyan son site, Türkiye’nin en eski ISS ve portallarından Superonline oldu. Geçtiğimiz hafta içerisinde sayfalarını beta olarak da olsa baştan aşağı radikal bir biçimde yenileyen Superonline, bambaşka bir kimliğe büründü.

Özellikle portallar ve e-ticaret siteleri için tasarım yenilemek büyük bir risk ve sıkıntı kaynağıdır. Milyonlarca kullanıcıya hitap etmenizden dolayı, kullanıcının tamamen yararına, son yenilikleri takip eden ve harika bir tasarıma sahip olan bir yenileme yapmış olsanız bile olumsuz tepkiler oldukça fazla olur. Bunun nedeni kullanıcı alışkanlıklarıdır. Birden bire yıllardır bastığı butonu yerinde göremeyen kullanıcı siteyi incelemeden şikayet etmeye başlar. Zamanla bu negatif tepkiler yerini pozitif olanlara bıraksa da başlangıçta sayfa görüntülenme ve tekil ziyaretçi sayılarında azalma görülür.

sol

Superonline’ın sayfasını incelediğimizde üzerinde çok fazla tartışılmış ve çalışılmış olduğunu anlayabiliyoruz. Son yıllarda rakiplerinin gerisinde kalmasının da etkisiyle site tüm araçları, navigasyon yapısı ve alt servislerinin konumlandırılmasıyla yenilenmiş.

Kısa sayılabilecek anasayfada site 4 bölüme ayrılmış. Haber, Spor, Onlife ve Onself olarak adlandırılan bölümlere gerekli servisler iliştirilmiş. Bununla birlikte email girişleri ve içerikten seçmeler de anasayfada verilmiş. Sağ ve sol üst köşelerde ise kulakçık şeklinde Blog ve Oyun servisleri konumlandırılmış. İki servisin ayrıca konumlandırılması Superonline’ın bu servislere ayrı bir önem verdiğini gösteriyor.

Alt sayfalara girdiğimizde onların da yenilendiğini görebiliyoruz. Yine aynı amaçla yapılmış olan sayfalarda web 2.0 esintileri ve bu trende uygun oyuncaklar bulunuyor.

Siteye bir bütün olarak bakıldığında web 2.0′la gelen tasarımsal ve yazılımsal yeniliklerin nimetlerinden sonuna kadar yararlanıldığı görülebiliyor. Gerek tasarım gerekse fonksiyon olarak doğru tercihlerin yapıldığı ve “şık” bir sayfa yaratıldığı ortada.

ANCAK,

Başta da söylediğim gibi kullanıcı alışkanlıklarını önemsemek ve sitenin neye hizmet ettiğini unutmamak yenilikleri yakalamak kadar önemlidir. Portal yapılarında bence en kritik nokta hybrid bir yapı sağlayabilmektir. Yani olabildiğince yenilikçi olmanın yanında geleneksel öğeleri de kullanmak, bunları doğru bir şekilde harmanlayarak kullanıcının önüne sunmak gerekir. Böylece kullanıcınız nereye geldiğini şaşırmayacağı ve bocalamayacağı gibi yenilikler sayesinde de hayatının kolaylaştırıldığını farkedecek ve siteye olan bağlılığı artacaktır.

Superonline’ın sayfası bu şekilde bir yenilikle ilk bakışta güzel görünse de portal yapısına uygun olduğuna inanmıyorum. Herhangi bir sitenin bu şekilde yayına alınması çok şık, yenilikçi olsa da portallar bu derece büyük değişikliklere açık değildir ve içeriğin harmanlandığı bir portal anasayfasına ve bu anasayfa içerisinde bulunacak bir navigasyon bölümüne ihtiyaç vardır. Bence önümüzdeki günlerde Superonline sayfa görüntülenme ve tekil ziyaretçi rakamlarında bir düşüş yaşayacaktır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Facebook, 1 yıldan kısa bir sürede tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de inanılmaz bir trend yakaladı. Bunda payı olan şeylerin neler olduğunu yazmaya gerek yok. Çünkü gazetelerden bloglara, dergilerden TV programlarına kadar hemen her yerde sitenin başarısı ve başarıya giden yol haritası anlatıldı, değerlendirildi.

facebook2

Sonrasında insanlar uygulamalara alıştı hatta sıkıldı, bulabildiği arkadaşlarını buldu, sitenin heryerini kurcaladı ve bir “sıkılma” evresi başladı. İlk zamanlarda gelen onlarca mesaj, arkadaşlık talebi ve uygulama gün geçtikçe azaldı.

Bu noktada Facebook yönetimi çok basit ama çok başarılı bir adım attı ve “People You May Know” yani “Tanıyabileceğiniz İnsanlar” özelliğini devreye aldı. Anasayfanın scroll üstünde kalan bölümüne yerleştirildiğinden anında dikkat çeken ve resmen nokta atışı yapan özellik sayesinde insanlar listelerinde olmayan bir sürü insanın sadece bir tık ötede olduğunu keşfetti. Özellik devreye girdiğinden alınan mesaj sayısı ve arkadaşlık taleplerinde gözle görülür bir artış oldu ve ilk zamanki gibi olmasa da içeride yeniden canlılık oluştu.

Bu özellik bize bir kere daha gösterdi ki Facebook, gerek site içerisindeki kalitenin korunması için attığı adımlarla, gerekse tüm bir kerede vermek yerine kullanıcının önüne kısa aralıklarla yeni özellikleri sunarak ilgiyi korumasıyla social networkler arasındaki çok büyük bir farkla hakettiği liderliğini uzun bir süre daha bırakmayacak. Darısı stratjilerini iyi belirleyebilen ve bu stratejilerin gerektirdiği doğru adımları atabilen tüm web sitelerinin başına….

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
İnternetteki yeni trendler, web sitesi ve online pazarlama aktiviteleri incelemeleri, yeni fikirler ve daha birçok konu...