Arşiv Nisan 2009

Sonradan müslüman olanı beş vakit namaz kesmezmiş…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

ffBirkaç gündür aklıma hep aynı fıkra geliyor. Bir gün cehenneme müfettişler gelmiş. Zebaniler bu gelenleri gezdirirken her millet için hazırlanan kazanların yanından geçiyorlarmış. Her kazanın başında bir iblis kazandan çıkmaya çalışanları elindeki çatal benzeri aletle içeri tıkıp durmaktaymış. Fransız, Alman, Amerikalı derken bir kazanın başına gelmişler ki kazanın başında kimse yokmuş. Müfettişler sormuş: “Neden bunun başında kimse yok?” Zebanilerden biri gülerek cevap vermiş: “Bu kazanda Türkler var ve onlar için herhangi bir önleme gerek yok çünkü kaçmaya çalışanı zaten içeridekiler geri  çekiyor.”

Uzun zamandır hemen her gün severek okuduğum, arada bir çeşitli şekillerde dahil olduğum FF aleminde son günlerde olanlar, siteden aldığımız keyfi ve fikirleri bir anda sıfırladı. Bazılarını sanal alemin dışında tanıdığım ve çok sevdiğim, bazılarını ise FF vb. ortamlarda tanıdığım ve ilgiyle takip ettiğim bir sürü kişi adeta iki safa ayrılmış ve sürekli aynı konuyu tartışıyordu.

Olanları uzun uzadıya anlatmaya gerek yok, sonuçta herkes biliyor. Kim blogger; kim değil, kim şirketlere yaranmaya çalışıyor; kim yaranmıyor bu yazının konusu değil zaten.

Konuya dönersek Uno, Microsoft vb. bir sürü blogger organizyonu yapıldı son zamanlarda ancak hiçbiri Rixos kadar ilgi ve/veya tepki çekmemişti, tartışılmamıştı. Eminim bunun bir sürü nedeni vardır ancak bence en önemli nedeni Rixos’ta yaşananların “bir reklam edasıyla” FF’ye sürekli post edilmesiydi. Ya da ilk bakışta öyle görünüyordu….

Rixos’a gidenlerin hemen hemen hepsi FF’yi kullanmaya başladıklarından beri (Bu tür organizsyonlardan çok önce) evlerine aldıkları çelik tencereden, inceledikleri telefona; havanın açık olmasından, gidilen bir partiye kadar her yaptıklarını çeşitli sosyal medya araçlarıyla zaten anında siteye post ediyorlardı. Bu nedenle çok doğaldı Rixos’ta yaşananların an be an buraya post edilmesi. Tıpkı Microsoft’un ofis gezintisi, Uno’nun blogger sofrası veya aklıma gelmeyen herhangi bir şirketin blogger organizasyonu gibi. Son organizasyonun diğerlerinden en büyük farkı ise Rixos’un elindeki malzemenin çok daha değerli, çok daha yazılmaya değer olduğuydu. Görülen her ilginç şey (ki ben gördüğüm fotolardan gerçekten de yazılmaya değer olduklarına inanıyorum) anında FF’deydi ve site Rixos fotolarıyla dolup taşmıştı, yani Rixos’un tam da istediği şey gerçekleşmişti, firma başarılı olmuştu.

Şahsen söz konusu tatile giden hiç kimsenin reklam yapmaya veya o şirkete yaranmaya çalıştığını sanmıyorum. Yaptıkları, zaten her zaman yaptıkları şeydi; yani “yaşadıklarını anında paylaşmak”. Daha iyi anlatabilmek adına yine medyadan bir örnek vermek gerekirse sanıyorum kimse Uğur Dündar’ın dürüstlüğüne güvenmiyorum diyemez zaten bu nedenle “Kılıçdaroğlu vs Gökçek” vb. tartışmalar onun moderatör olduğu programlarda yapılmıştır. Peki Uğur Dündar’ın kanalı Star bu tartışmalardan maddi manevi fayda sağlamamış mıdır? Pekala sağlamıştır. Peki bu bizim için Uğur Dündar’ın dürüstlüğüne gölge düşürür mü? Aklımızın ucundan bile geçmez.

Hepimiz biliyoruz ki hiçbir şirket insanların kara kaşı, kara gözü için birşeyler yapmaz. Sonuçta amaç daha fazla para kazanmak ve gündemde olmaktır. Son dönemin en rağbet gören pazarlama kanallarından biri olan sosyal medyayı şirketlerin kendilerini öne çıkartmak için kullanmaları da bu nedenle gayet doğaldır. Unutmamak gerekir ki adına bile “medya” dediğimiz bu tarz yerler artık bizlerin çöplüğü olmaktan çıkmış ve kendi içinde bir “mecra” haline gelmiştir. Bu, eleştirilmesi yerine sevinilmesi gereken bir şeydir çünkü artık insanların ve şirketlerin sosyal medyanın farkında olduğu ve önemsediği çok net şekilde ortadadır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu