Yazar Arşivi

Facebook, 1 yıldan kısa bir sürede tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de inanılmaz bir trend yakaladı. Bunda payı olan şeylerin neler olduğunu yazmaya gerek yok. Çünkü gazetelerden bloglara, dergilerden TV programlarına kadar hemen her yerde sitenin başarısı ve başarıya giden yol haritası anlatıldı, değerlendirildi.

facebook2

Sonrasında insanlar uygulamalara alıştı hatta sıkıldı, bulabildiği arkadaşlarını buldu, sitenin heryerini kurcaladı ve bir “sıkılma” evresi başladı. İlk zamanlarda gelen onlarca mesaj, arkadaşlık talebi ve uygulama gün geçtikçe azaldı.

Bu noktada Facebook yönetimi çok basit ama çok başarılı bir adım attı ve “People You May Know” yani “Tanıyabileceğiniz İnsanlar” özelliğini devreye aldı. Anasayfanın scroll üstünde kalan bölümüne yerleştirildiğinden anında dikkat çeken ve resmen nokta atışı yapan özellik sayesinde insanlar listelerinde olmayan bir sürü insanın sadece bir tık ötede olduğunu keşfetti. Özellik devreye girdiğinden alınan mesaj sayısı ve arkadaşlık taleplerinde gözle görülür bir artış oldu ve ilk zamanki gibi olmasa da içeride yeniden canlılık oluştu.

Bu özellik bize bir kere daha gösterdi ki Facebook, gerek site içerisindeki kalitenin korunması için attığı adımlarla, gerekse tüm bir kerede vermek yerine kullanıcının önüne kısa aralıklarla yeni özellikleri sunarak ilgiyi korumasıyla social networkler arasındaki çok büyük bir farkla hakettiği liderliğini uzun bir süre daha bırakmayacak. Darısı stratjilerini iyi belirleyebilen ve bu stratejilerin gerektirdiği doğru adımları atabilen tüm web sitelerinin başına….

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Son zamanlarda “Yahoo geliyor”, “Google ofisini büyütecek”, “AOL, Türkiye’ye yatırım yapacak” vb. haberleri daha fazla duyar olduk. En son Arda Kutsal’ın blogu Webrazzi‘de de Yahoo’nun eleman aradığı ve Fox’un Türkiye’deki internet pazarını büyütmeyi planladığı haberleri yer aldı. Günyüzüne çıkan haberlerin yanısıra bu konulardaki bir çok dedikoduda da doğruluk payı var. Genel kanı Türkiye’deki internet pazarının artık global aktörlerin ilgi alanında olduğu ve ilerleyen zamanda bu tür girişlerin çok daha fazlalaşacağı yönünde.

alexa

Bu haberler her ne kadar sevindirici olsa da kanımca eksik. Zira Türkiye’deki internet pazarının büyük kısmı zaten glabal devlerin eline geçmiş durumda. İnternet kullanıcısının artması ve bilinçlenmesi, internet hızının artması, global sitelerin Türkçe destek vermesi ve dil bilmeyen kullanıcıların da artık yabancı dildeki sitelerden korkmaması bunun en önemli nedeni. Her ne kadar ölçüm yöntemi konusunda şüphelerim olsa da data alabileceğimiz yegane yerlerin başında gelen Alexa’nın Türkiye istatistikleri de bunu doğruluyor. Türkiye’den en çok ziyaret edilen ilk 10 site şu şekilde sıralanıyor:

  1. Google Türkiye - Arama Motoru - ABD
  2. Facebook- Social Network - ABD
  3. Windows Live - Arama Motoru - ABD
  4. Google - Arama Motoru - ABD
  5. Youtube - Video Paylaşım Platformu - ABD
  6. Milliyet - Günlük Gazete - Türkiye
  7. Hürriyet - Günlük Gazete - Türkiye
  8. Mynet - Portal - Türkiye
  9. Yahoo - Portal - ABD
  10. Rapidshare - Dosya Paylaşım Platformu - ABD

Listede de görülebileceği gibi ilk 10′da yalnızca 3 adet Türk internet sitesi mevcut. Bunların da 2’si gazete, biri ise portal. Kısa zaman öncesine kadar Google Türkiye’nin ardından bu sitelerin geldiği düşünülürse global sitelerin zaten Türkiye pazarında olduğunu görebiliriz. Buradan da ülkemizde ofis açılmasının nedeninin ön planda tutulan içeriği biraz olsun yerelleştirmek ve giderek büyüyen reklam pastasından pay almak olduğunu rahatlıkla anlayabiliriz.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

atatürk2Yaşamımız yalnızca internetten ibaret değil. Bu nedenle diğer konularda da arasıra yazmak, görüş belirtmek gerekiyor bence. Türkiye ve Türkiye’nin durumu hakkında yazılabilecek çok fazla şey var aslında ama Ulu Önder 86 yıl önce yaptığı bir konuşmayla şu an yaşadıklarımıza dair herşeyi özetlemiş zaten! Sanırım hepimiz biraz olsun onun bize anlatmak istediklerini düşünmeliyiz. Düşenmeliyiz ki biz nerede yanlış yapıyoruz anlayabilelim…..

“Efendiler!

Bir şeyin zararıyla, bir şeyin imhasıyla yükselen şeyler, bittabi’ o şeyden zarara uğrayanı alçaltır. Hakikaten Avrupa’nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık, Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlana durmuştur. Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi bir takım zihniyetler belirdi.

Halbuki,

Hangi istiklâl vardir ki,
ecnebilerin nasihatleriyle,
ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin?..

Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!…”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk
6 Mart 1922 TBMM Açılış Konuşması

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Web 2.0′ın dünya çapında yaygınlaşması ile social networking sitelerine ilgi çığ gibi büyüdü. Ortalama internet kullanıcılarının kısa bir süre öncesine kadar bırakın kullanmayı adını bile bilmediği Facebook, Bebo gibi siteler dünya çapında çok fazla kullanılmaya başladı ve buna bağlı olarak değerlerini katladı. Bunun sonucu olarak Bebo, AOL tarafından 750 milyon dolara satın alındı. Facebook için ise 15 milyar dolar gibi bir değerden bahsediliyor.

socialnetwork

Dünyadaki trende uygun olarak Türkiye’de de social networking sitelerine ilgi Türk internet tarihinde görülmemiş bir hızla arttı. Facebook, Myspace, Bebo, Netlog gibi global sitelerin yanısıra Yonja ve 80630 gibi Türk siteleri de sistemlerine “social networking” öğeleri ekleyerek bu rüzgardan paylarına düşenleri aldı. (Her ne kadar Facebook, Türk sitelerinin sayfa görüntülenme ve kullanıcı sayılarını etkilese de kazanç pozitif etkilendi.)

Social networking sitelerindeki bu patlamaya Türkiye’nin 3 GSM operatörü de kayıtsız kalamadı. Gerek genç müşteri sayılarını artırmak gerekse mevcut genç kullanıcılarında sadakat yaratmak adına kendilerine ait siteleri yayına aldılar. Turkcell, Turkcell-imbenim; Vodafone, Youppo ve Avea da Bialem ile pazara girdi.

Siteleri incelediğimizde kullanıcılar tarafından gönderilen videoların, fotoların ve blogların tab’lerle ayrıldığı, üyelerin ve üye aramanın ön plana çıkartıldığı bir yapıyla karşı karşıya kalıyoruz. İçeriklerin tümü kullanıcının profil sayfasında birleştiriliyor. Canlı renkler ve bol animasyonlar dikkat çekiyor. Bununla birlikte sitelerin cep telefonlarıyla entegrasyonları da bulunuyor yani cebe SMS göndermek, wap’tan siteye erişmek vs. mümkün. Turkcell-imbenim, Turkcell.com.tr altında yayınlanırken diğer 2 operatör ise farklı alan adlarıyla yola çıkmayı seçmiş. Vodafone’un sitesi Youppo’da üyelik için yalnızca bir email adresi yeterliyken diğer iki sitede operatörün müşterisi olmak zorunlu.

Siteler her ne kadar birbirine benzese de özellikle görsel açıdan turkcell-imbenim fazlasıyla öne çıkıyor. İçerikten belli bir kısmı anasayfadan vermek ve kullanıcıların bu şekilde iç sayfalara yönlenmesini sağlamak zaten günümüzün gereği. Bunun yanı sıra en çok izlenenler vs. listelemeler de kullanıcıyı çeken şeylerden bazıları zira istatistiklere baktığımızda arama sonuç sayfaları ve listelemeler bu tarz sitelerin en çok talep gören bölümleri. Gördüğüm en önemli eksikler ise sayfanın scroll üzerinde kalan sitenin en değerli alanının yarısının 2 adet banner ve görüşleriniz bölümleriyle doldurulmuş olması. Turkcell’in bilinirliği ve reklam gücü göznüne alındığında bence bu kadar dominant 2 adet reklam kullanılmayabilir veya farklı konumlandırılabilirdi. Kalan alanlar ise web2.0′ın hayatımıza soktuğu en yararlı öğelerden biri olan etiket bulutu için kullanılabilirdi. Sitede bulunan etiket bulutu bence çok aşağıda kalmış ve bütün önemini kaybetmiş durumda.

tcellim

Avea’nın sitesi Bialem bence ikinci sırada geliyor. Temiz bir tasarıma sahip ve kullanıcıya siteyi kullanarak neler yapabilecekleri anlatılmış. Bununla birlikte anasayfayı yalnızca bir tanıtım alanı olarak kullamak büyük bir hata olmuş. Çünkü siteyi kullanarak neler yapılabileceğini anlayabiyorsunuz ancak neler yapıldığı ile ilgili hiçbir fikriniz oluşmuyor. Sayfa oldukça kısa ve bu Türk internet kullanıcısının hoşlanmadığı bir durum. Sayfa daha uzun tutularak üst bölümde içerikten bölümler göstermek ve kullanıcıyı içeriye çekmek, sayfanın alt bölümünde ise bu tanıtımları yapmak bence bialem.com’u daha efektif bir site haline getirebilir, aynı zamanda site içeriğinin ayrıklığını azaltabilirdi. İç sayfalarda ise durum daha da vahim. Anaysayfada içeriği göremediğiniz için içeri girip incelemek istiyorsunuz ancak giriş yapmanız isteniyor. Şahsen hiçbir örneğini görmediğim bir yere üye olmayı tercih etmem. Kullanıcıya içeriği gösterip; yorum yazmak, içerik eklemek gibi adımlar için üyelik istemek daha mantıklı. Bialem.com’da ise etiketlere tıkladığınızda bile üyelik isteniyor.

bialem

Vodafone’un istesi Youppo ise içlerinde en kötü durumda olan site. Öncelikle çok zor bir alan adı seçilmiş, kullanıcıların hatırlayabilmesi neredeyse imkansız. Ayrıca sayfa çözünürlüğü de seneler öncesinde kalmış durumda. Her ne kadar anasayfada ve iç sayfalarda içeriğin bütünlüğünün sağlanması, kullanıcının sisteme üye olması için gereken adımlar, etiket bulutu gibi öğeler kullanılmış olsa da bu öğelerin yerleşimi ve tasarımın kötülüğü tüm etkiyi sıfırlıyor. Kullanıcı profilleri çok fazla öne çıkarılmış durumda. Türk kullanıcıların profil fotosu seçmek için fazla özen göstermemeleri nedeniyle sitede görüntü hoş olmuyor. Sayfanın orta bölümündeki fotoğraflar ise karışık. Tasarımda tüm fotoların bitiştirilerek kullanılması algılamayı zorlaştırıyor ve nereye tıklayacağınızı şaşırtıyor. Video bölümündeki boşluklar da çok fazla. Dikkatimi çeken ve beni rahatsız eden şeylerden biri de sayfadaki başlıklar. Web siteleri için en önemli şeylerden biri hitap dilindeki tutarlılıktır. Youppo’da ise tutarlılık hiç yok. Üyeler ve Resimler adında başlıkların ardından Video Galerisi şeklinde bir başlık geliyor. Aynı şekilde “videos”, “hot videolar”, “comments” gibi yarı İngilizce yarı Türkçe başlıklar mevcut.

youppo

Sonuç olarak GSM operatörlerinin bu tarz sitelere ilgisi çok normal. Kullanıcıların yaş aralığı, telefon kullanma oranı ve en önemlisi internet ile mobilin birbirlerinin içine iyice girmesi ilerleyen dönemlerde operatörlerin internette çok daha fazla rol alacağının bir işareti. Social network siteleri de ilk adım için çok ideal. Ancak dikkat edilmesi gerek çok önemli birşey var o da yalnızca yapmak için yapmamak gerektiği. Web 2.0 mantığına uygun sitelerin ortaya çıkarılması, kullanıcı ile içeriğin doğru bir şekilde birbirleriyle harmanlanması ve sitelerin doğru tanıtılması işin kilit noktası. Adımların doğru atılması durumunda operatörler bu alanda çok fazla ilerleyebilirler aksi durumda ise tek elde edecekleri hayal kırıklığı olacaktır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

http .tr uzantılı alan adı satışlarında yeni bir dönemi açacak gelişmeler için düğmeye basıldı. Artık .tr uzantılı kişisel veya ticari alan adlarını almak çok basit hale geliyor.

Türkiye, alan adları konusunda özellikle son yıllarda inanılmaz bir sıçrama yaptı. Buna rağmen gTLD (generic Top Level Domain) olarak adlandırılan .com, .net, .org vb. satışlarındaki artışa baktığımızda ccTLD (country code Top Level Domain) satışlarının çok kısıtlı kaldığını görebiliyoruz. Bunda ODTÜ’nün kontrolündeki nic.tr‘nin istediği belgelerin çokluğu vb. prosedürler önemli yer tutuyor.

Haziran ayında çıkması beklenen yasayla ltd ve A.Ş’lere getirilecek .com.tr uzantılı alan adına bağlı web sitesi sahibi olma zorunluluğu, zaten binlerce belgeyle uğraşan ODTÜ’yü korkutmuş olmalı ki üçüncü partiler üzerinden .tr uzantılı alan adlarının satışına ilişkin süreç başlatıldı. Alan adı satışlarını üçüncü partilere devir hazırlığında olan nic.tr, bunun için gerekli hazırlıkları yaptı ve sektördeki firmalarla iletişime geçti.

Anlaşmaların yapılmış olmasının ardından Mynet, Türkticaret.net, İHS vb. sektörün büyük firmaları üzerinden online satışlar yapılabilecek. Kişisel alımlarda için TC kimlik numaraları, ticari alımlarda ise şirket vergi numarası, vergi dairesi ve şirket yöneticisinin TC kimlik numarası yeterli olacak. Zeten devletin elinde olan kimlik ve vergi numaraları sayesinde süreç günler bazından dakikalar bazına inecek. Fraud’a karşı da bu numaralarla kontrol sağlanacak. Tüm bilgilerin doğru girilmesi durumunda tecil işlemi yapılacak ancak herhangi bir ihbar durumunda alan alan adı geri alınarak sahibine iade edilecek. Marka başvurusu, sinema filmi başvurusu gibi TC kimlik veya vergi numaralarının yeterli olmadığı alan adları için ise eski süreç devam edecek ve belgelerin ODTÜ’ye teslim edilmesi gerekecek.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
İnternetteki yeni trendler, web sitesi ve online pazarlama aktiviteleri incelemeleri, yeni fikirler ve daha birçok konu...