Kategori: Analiz

anketpara_logoİnternetin hayatımıza iyice girmesiyle birlikte, işi bilen veya bilmeyen tüm kullanıcıların aklının bir köşesinde yer etti internetten para kazanmak fikri. Diğer sektörlere oranla çok daha küçük sermayelere ve çok daha kısa bir zaman diliminde zengin olmak herkesin hayali haline geldi. Bunda basında çıkan Youtube, Facebook vb. başarı hikayelerinin payı da yadsınmayacak derece de büyüktü. (Her ne kadar bu sitelerin hiçbiri akşam yatıp, sabah uyanıldığında kurulmamış olsa da öyle bir kanı oluştu :) )

Bu fikir, girişimcileri bir internet sitesi açma yoluna götürdü. Tabii fikirlerin küçük bir kısmı iyi, büyük bir çoğunluğu ise kötü ve batmaya mahkum fikirlerdi. Bugün size tanıtmaya çalışacağım Anketpara‘da bence az sayıdaki iyi fikirden biri.

İki girişimci tarafından geçtiğimiz sene içerisinde kurulan ve online pazar araştırmaları yapan Anketpara.com, sektördeki boşluğu doldurmaya aday. İnternetteki bu boşluk ve pazar araştırması yapan şirketlerle çalışıldığında katlanılması gerekilen maliyetlerin KOBİ’ler için yüksek olduğu iyi görülmüş ve fikir değerlendirilmiş. Üstelik yalnızca pazar araştırması yaptıran firmalara fayda sağlamakla kalınmamış, ankete katılanları da ödüllendirmek ve heyecanlarını yüksek tutmak için bir kazanç sistemi kurulmuş.

anketpara

Anketpara‘ya girdiğinizde sizi çok güzel bir tasarım beklemiyor ancak neden Ankatpara’da olunduğu ve Anketpara’yı kullanarak neler yapılabileceği oldukça net bir şekilde anlatılıyor. Bu nedenle web sitesinin tasarımsal anlamda çok iyi olmamasını makul karşılıyor ve kısa zamanda düzeltilebilecek birşey olarak görüyorum.

Siteye üye olmak ücretsiz. Üyelik formunu dolduruyor ve kimlik bilgilerinizin onaylanmasının ardından email adresinize gönderilen aktivasyon linkine tıklayarak sisteme üye oluyorsunuz. Üyelik işlemleri sırasında vermiş olduğunuz bilgilere bağlı olarak size uygun anketleri dolduruyorsunuz. Buradaki kilit nokta, üyenin kendisi hakkında olabildiğince çok ve tutarlı bilgiler vermesi. Çünkü verilen bilgiler ne kadar artarsa, gönderilen anketlerde aynı oranda çok oluyor. 1 ANKETPARA, 1 YTL’ye denk geliyor ve her anketin içerik ve sayısına bağlı olarak farklı meblağlarda ANKERPARA’sı oluyor. Doldurulan tüm eksiksiz anketlerin ANKETPARA’sı sizin için üyelik bilgileriniz esnasında açılan hesaba aktarılıyor. Kazanılan ANKETPARAlar ise anlaşmalı alışveriş sitelerinde rahat bir şekilde harcanabiliyor. Unutmadan, üye olduğunuzda otomatik olarak hesabınıza 10 ANKETPARA yükleniyor.

Kanımca sistem gayet basit ve herkes için kullanışlı. Anket yaptırmak isteyenler makul ücretler karşılığında online araştırma yaptırabilirken, ankete katılanlar da ödül sistemi sayesinde gelirden bir şekilde pay alıyor. Bu pay belki YTL olarak verilmiyor ancak muadili olarak alışveriş yapılabiliyor. Unutmamak gerekiyor ki Amazon‘un da büyüyüp bu hale gelmesine neden olan diğer sitelerle yapılan ortaklık sistemleri ve bu ortaklık sistemleri üzerinden hediye edilen kitaplardı. Buradaki tek fark ortaklık yapanlar siteler değil, siteler ile kullanıcılar oluyor.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

PVTürk internetinin en büyük sorunlarından biri de ölçümleme. Bilinen ve başa oynayan hemen hemen tüm internet siteleri en büyük olduğunu söylüyor. Bazıları en büyük portal, bazıları en büyük video sitesi, bazıları en çok okunan gazete ve bazıları da en büyük arkadaşlık sitesi olduğu iddiasında. Bu ölçümleme kaosunun tek nedeni ise ölçümleme mekanizması veya standartının olmaması ve tüm sitelerin kendilerine göre rakamlar açıklamaları.

Aslına bakarsanız biz internet kullanıcıları olarak kimin en büyük olduğu okadar da önemli değil. Örneğin benim için bir haber sitesinin ne kadar kullanıcısının olduğu veya ne kadar sayfa görüntülenmesine sahip olduğu değil, haberlerinin doğruluğu ve çeşitliliği ile güncellenme hızı önemli. Bu görüşüm neredeyse tüm siteler için geçerli. Peki ölçümleme neden lazım, neden internet bir AGB’ye ihtiyaç duyuyor?

Her zaman savunduğum şeylerden bir tanesi internetin gelecekte en büyük reklam mecrası olacağı yönünde. Zaten üyelik ücretlerinin yalnızca belirli bazı hizmetlere indirgendiği, çoğu sitenin yalnızca reklam gelir modeline döndüğü bir dönemdeyiz. Yurtdışından verebileceğimiz en büyük örnek de Facebook! Sitenin çok büyük bir reklam mecrasına döndüğü ve içeride 80 bin b2b ve b2c sitesinin ticaret yaptığı hatta Visa’nın Facebook’a özel bir model geliştirdiği biliniyor. Ancak bu tür modellerin her zaman ve her yerde sağlıklı işleyebilmesi için doğru ölçümleme gerekiyor. Reklamverenler 3. parti bağımsız bir kaynaktan reklam verdikleri sitelerin değerlerini öğrenemedikleri için reklam bütçelerinin yalnızca belli bir kısmını internete ayırıyor çünkü nasıl bir mecraya verildiği tam olarak bilinmeyen ve bu nedenle geri dönüşü tam olarak ölçülemeyen bir modeli paranın sokağa atılmasına yakın oluyor. Böylece ne siteler hakettiği parayı kazanarak daha kaliteli hizmet verebiliyor ne de internet mecrası hakkettiği yere gelebiliyor.

Çözüm ise başta da belirttiğim gibi internet için bir AGB benzeri yapı kurmaktan geçiyor. Bazı Avrupa ülkelerinde uygulanan ISP’lerin bir araya gelerek yayınladığı raporlar reklamverenler için kritik önem taşıyor ve hangi sitelerin popüler, hangilerinin düşüşte olduğu net ve şeffaf bir şekilde görüntüleniyor.

Türkiye olarak buradaki avantajımız ise yalnızca bir kaynaktan bu raporun çıkartılabilecek olması. Hiçbir firmanın bir araya gelmesine gerek kalmadan yalnızca Türk Telekom’dan gelecek olan bu rapor tüm sorunları çözebilir. Belli bir metodoloji yaratılarak (ajax requestlerin sayılması vb.) üretilecek yazılımın belli kodlarını kendilerine ekleyen web siteleri uçuk olmayan bir bedel karşılığında sisteme dahil olur ve ölçümleme problemi tamamiyle çözümlenir. Bu da internetle uzaktan veya yakından ilgisi olan herkesin işine gelir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

sol2Son dönemde hemen tüm sitelerde görebileceğimiz web 2.0 trendine uyan son site, Türkiye’nin en eski ISS ve portallarından Superonline oldu. Geçtiğimiz hafta içerisinde sayfalarını beta olarak da olsa baştan aşağı radikal bir biçimde yenileyen Superonline, bambaşka bir kimliğe büründü.

Özellikle portallar ve e-ticaret siteleri için tasarım yenilemek büyük bir risk ve sıkıntı kaynağıdır. Milyonlarca kullanıcıya hitap etmenizden dolayı, kullanıcının tamamen yararına, son yenilikleri takip eden ve harika bir tasarıma sahip olan bir yenileme yapmış olsanız bile olumsuz tepkiler oldukça fazla olur. Bunun nedeni kullanıcı alışkanlıklarıdır. Birden bire yıllardır bastığı butonu yerinde göremeyen kullanıcı siteyi incelemeden şikayet etmeye başlar. Zamanla bu negatif tepkiler yerini pozitif olanlara bıraksa da başlangıçta sayfa görüntülenme ve tekil ziyaretçi sayılarında azalma görülür.

sol

Superonline’ın sayfasını incelediğimizde üzerinde çok fazla tartışılmış ve çalışılmış olduğunu anlayabiliyoruz. Son yıllarda rakiplerinin gerisinde kalmasının da etkisiyle site tüm araçları, navigasyon yapısı ve alt servislerinin konumlandırılmasıyla yenilenmiş.

Kısa sayılabilecek anasayfada site 4 bölüme ayrılmış. Haber, Spor, Onlife ve Onself olarak adlandırılan bölümlere gerekli servisler iliştirilmiş. Bununla birlikte email girişleri ve içerikten seçmeler de anasayfada verilmiş. Sağ ve sol üst köşelerde ise kulakçık şeklinde Blog ve Oyun servisleri konumlandırılmış. İki servisin ayrıca konumlandırılması Superonline’ın bu servislere ayrı bir önem verdiğini gösteriyor.

Alt sayfalara girdiğimizde onların da yenilendiğini görebiliyoruz. Yine aynı amaçla yapılmış olan sayfalarda web 2.0 esintileri ve bu trende uygun oyuncaklar bulunuyor.

Siteye bir bütün olarak bakıldığında web 2.0′la gelen tasarımsal ve yazılımsal yeniliklerin nimetlerinden sonuna kadar yararlanıldığı görülebiliyor. Gerek tasarım gerekse fonksiyon olarak doğru tercihlerin yapıldığı ve “şık” bir sayfa yaratıldığı ortada.

ANCAK,

Başta da söylediğim gibi kullanıcı alışkanlıklarını önemsemek ve sitenin neye hizmet ettiğini unutmamak yenilikleri yakalamak kadar önemlidir. Portal yapılarında bence en kritik nokta hybrid bir yapı sağlayabilmektir. Yani olabildiğince yenilikçi olmanın yanında geleneksel öğeleri de kullanmak, bunları doğru bir şekilde harmanlayarak kullanıcının önüne sunmak gerekir. Böylece kullanıcınız nereye geldiğini şaşırmayacağı ve bocalamayacağı gibi yenilikler sayesinde de hayatının kolaylaştırıldığını farkedecek ve siteye olan bağlılığı artacaktır.

Superonline’ın sayfası bu şekilde bir yenilikle ilk bakışta güzel görünse de portal yapısına uygun olduğuna inanmıyorum. Herhangi bir sitenin bu şekilde yayına alınması çok şık, yenilikçi olsa da portallar bu derece büyük değişikliklere açık değildir ve içeriğin harmanlandığı bir portal anasayfasına ve bu anasayfa içerisinde bulunacak bir navigasyon bölümüne ihtiyaç vardır. Bence önümüzdeki günlerde Superonline sayfa görüntülenme ve tekil ziyaretçi rakamlarında bir düşüş yaşayacaktır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Son zamanlarda “Yahoo geliyor”, “Google ofisini büyütecek”, “AOL, Türkiye’ye yatırım yapacak” vb. haberleri daha fazla duyar olduk. En son Arda Kutsal’ın blogu Webrazzi‘de de Yahoo’nun eleman aradığı ve Fox’un Türkiye’deki internet pazarını büyütmeyi planladığı haberleri yer aldı. Günyüzüne çıkan haberlerin yanısıra bu konulardaki bir çok dedikoduda da doğruluk payı var. Genel kanı Türkiye’deki internet pazarının artık global aktörlerin ilgi alanında olduğu ve ilerleyen zamanda bu tür girişlerin çok daha fazlalaşacağı yönünde.

alexa

Bu haberler her ne kadar sevindirici olsa da kanımca eksik. Zira Türkiye’deki internet pazarının büyük kısmı zaten glabal devlerin eline geçmiş durumda. İnternet kullanıcısının artması ve bilinçlenmesi, internet hızının artması, global sitelerin Türkçe destek vermesi ve dil bilmeyen kullanıcıların da artık yabancı dildeki sitelerden korkmaması bunun en önemli nedeni. Her ne kadar ölçüm yöntemi konusunda şüphelerim olsa da data alabileceğimiz yegane yerlerin başında gelen Alexa’nın Türkiye istatistikleri de bunu doğruluyor. Türkiye’den en çok ziyaret edilen ilk 10 site şu şekilde sıralanıyor:

  1. Google Türkiye - Arama Motoru - ABD
  2. Facebook- Social Network - ABD
  3. Windows Live - Arama Motoru - ABD
  4. Google - Arama Motoru - ABD
  5. Youtube - Video Paylaşım Platformu - ABD
  6. Milliyet - Günlük Gazete - Türkiye
  7. Hürriyet - Günlük Gazete - Türkiye
  8. Mynet - Portal - Türkiye
  9. Yahoo - Portal - ABD
  10. Rapidshare - Dosya Paylaşım Platformu - ABD

Listede de görülebileceği gibi ilk 10′da yalnızca 3 adet Türk internet sitesi mevcut. Bunların da 2’si gazete, biri ise portal. Kısa zaman öncesine kadar Google Türkiye’nin ardından bu sitelerin geldiği düşünülürse global sitelerin zaten Türkiye pazarında olduğunu görebiliriz. Buradan da ülkemizde ofis açılmasının nedeninin ön planda tutulan içeriği biraz olsun yerelleştirmek ve giderek büyüyen reklam pastasından pay almak olduğunu rahatlıkla anlayabiliriz.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Web 2.0′ın dünya çapında yaygınlaşması ile social networking sitelerine ilgi çığ gibi büyüdü. Ortalama internet kullanıcılarının kısa bir süre öncesine kadar bırakın kullanmayı adını bile bilmediği Facebook, Bebo gibi siteler dünya çapında çok fazla kullanılmaya başladı ve buna bağlı olarak değerlerini katladı. Bunun sonucu olarak Bebo, AOL tarafından 750 milyon dolara satın alındı. Facebook için ise 15 milyar dolar gibi bir değerden bahsediliyor.

socialnetwork

Dünyadaki trende uygun olarak Türkiye’de de social networking sitelerine ilgi Türk internet tarihinde görülmemiş bir hızla arttı. Facebook, Myspace, Bebo, Netlog gibi global sitelerin yanısıra Yonja ve 80630 gibi Türk siteleri de sistemlerine “social networking” öğeleri ekleyerek bu rüzgardan paylarına düşenleri aldı. (Her ne kadar Facebook, Türk sitelerinin sayfa görüntülenme ve kullanıcı sayılarını etkilese de kazanç pozitif etkilendi.)

Social networking sitelerindeki bu patlamaya Türkiye’nin 3 GSM operatörü de kayıtsız kalamadı. Gerek genç müşteri sayılarını artırmak gerekse mevcut genç kullanıcılarında sadakat yaratmak adına kendilerine ait siteleri yayına aldılar. Turkcell, Turkcell-imbenim; Vodafone, Youppo ve Avea da Bialem ile pazara girdi.

Siteleri incelediğimizde kullanıcılar tarafından gönderilen videoların, fotoların ve blogların tab’lerle ayrıldığı, üyelerin ve üye aramanın ön plana çıkartıldığı bir yapıyla karşı karşıya kalıyoruz. İçeriklerin tümü kullanıcının profil sayfasında birleştiriliyor. Canlı renkler ve bol animasyonlar dikkat çekiyor. Bununla birlikte sitelerin cep telefonlarıyla entegrasyonları da bulunuyor yani cebe SMS göndermek, wap’tan siteye erişmek vs. mümkün. Turkcell-imbenim, Turkcell.com.tr altında yayınlanırken diğer 2 operatör ise farklı alan adlarıyla yola çıkmayı seçmiş. Vodafone’un sitesi Youppo’da üyelik için yalnızca bir email adresi yeterliyken diğer iki sitede operatörün müşterisi olmak zorunlu.

Siteler her ne kadar birbirine benzese de özellikle görsel açıdan turkcell-imbenim fazlasıyla öne çıkıyor. İçerikten belli bir kısmı anasayfadan vermek ve kullanıcıların bu şekilde iç sayfalara yönlenmesini sağlamak zaten günümüzün gereği. Bunun yanı sıra en çok izlenenler vs. listelemeler de kullanıcıyı çeken şeylerden bazıları zira istatistiklere baktığımızda arama sonuç sayfaları ve listelemeler bu tarz sitelerin en çok talep gören bölümleri. Gördüğüm en önemli eksikler ise sayfanın scroll üzerinde kalan sitenin en değerli alanının yarısının 2 adet banner ve görüşleriniz bölümleriyle doldurulmuş olması. Turkcell’in bilinirliği ve reklam gücü göznüne alındığında bence bu kadar dominant 2 adet reklam kullanılmayabilir veya farklı konumlandırılabilirdi. Kalan alanlar ise web2.0′ın hayatımıza soktuğu en yararlı öğelerden biri olan etiket bulutu için kullanılabilirdi. Sitede bulunan etiket bulutu bence çok aşağıda kalmış ve bütün önemini kaybetmiş durumda.

tcellim

Avea’nın sitesi Bialem bence ikinci sırada geliyor. Temiz bir tasarıma sahip ve kullanıcıya siteyi kullanarak neler yapabilecekleri anlatılmış. Bununla birlikte anasayfayı yalnızca bir tanıtım alanı olarak kullamak büyük bir hata olmuş. Çünkü siteyi kullanarak neler yapılabileceğini anlayabiyorsunuz ancak neler yapıldığı ile ilgili hiçbir fikriniz oluşmuyor. Sayfa oldukça kısa ve bu Türk internet kullanıcısının hoşlanmadığı bir durum. Sayfa daha uzun tutularak üst bölümde içerikten bölümler göstermek ve kullanıcıyı içeriye çekmek, sayfanın alt bölümünde ise bu tanıtımları yapmak bence bialem.com’u daha efektif bir site haline getirebilir, aynı zamanda site içeriğinin ayrıklığını azaltabilirdi. İç sayfalarda ise durum daha da vahim. Anaysayfada içeriği göremediğiniz için içeri girip incelemek istiyorsunuz ancak giriş yapmanız isteniyor. Şahsen hiçbir örneğini görmediğim bir yere üye olmayı tercih etmem. Kullanıcıya içeriği gösterip; yorum yazmak, içerik eklemek gibi adımlar için üyelik istemek daha mantıklı. Bialem.com’da ise etiketlere tıkladığınızda bile üyelik isteniyor.

bialem

Vodafone’un istesi Youppo ise içlerinde en kötü durumda olan site. Öncelikle çok zor bir alan adı seçilmiş, kullanıcıların hatırlayabilmesi neredeyse imkansız. Ayrıca sayfa çözünürlüğü de seneler öncesinde kalmış durumda. Her ne kadar anasayfada ve iç sayfalarda içeriğin bütünlüğünün sağlanması, kullanıcının sisteme üye olması için gereken adımlar, etiket bulutu gibi öğeler kullanılmış olsa da bu öğelerin yerleşimi ve tasarımın kötülüğü tüm etkiyi sıfırlıyor. Kullanıcı profilleri çok fazla öne çıkarılmış durumda. Türk kullanıcıların profil fotosu seçmek için fazla özen göstermemeleri nedeniyle sitede görüntü hoş olmuyor. Sayfanın orta bölümündeki fotoğraflar ise karışık. Tasarımda tüm fotoların bitiştirilerek kullanılması algılamayı zorlaştırıyor ve nereye tıklayacağınızı şaşırtıyor. Video bölümündeki boşluklar da çok fazla. Dikkatimi çeken ve beni rahatsız eden şeylerden biri de sayfadaki başlıklar. Web siteleri için en önemli şeylerden biri hitap dilindeki tutarlılıktır. Youppo’da ise tutarlılık hiç yok. Üyeler ve Resimler adında başlıkların ardından Video Galerisi şeklinde bir başlık geliyor. Aynı şekilde “videos”, “hot videolar”, “comments” gibi yarı İngilizce yarı Türkçe başlıklar mevcut.

youppo

Sonuç olarak GSM operatörlerinin bu tarz sitelere ilgisi çok normal. Kullanıcıların yaş aralığı, telefon kullanma oranı ve en önemlisi internet ile mobilin birbirlerinin içine iyice girmesi ilerleyen dönemlerde operatörlerin internette çok daha fazla rol alacağının bir işareti. Social network siteleri de ilk adım için çok ideal. Ancak dikkat edilmesi gerek çok önemli birşey var o da yalnızca yapmak için yapmamak gerektiği. Web 2.0 mantığına uygun sitelerin ortaya çıkarılması, kullanıcı ile içeriğin doğru bir şekilde birbirleriyle harmanlanması ve sitelerin doğru tanıtılması işin kilit noktası. Adımların doğru atılması durumunda operatörler bu alanda çok fazla ilerleyebilirler aksi durumda ise tek elde edecekleri hayal kırıklığı olacaktır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
İnternetteki yeni trendler, web sitesi ve online pazarlama aktiviteleri incelemeleri, yeni fikirler ve daha birçok konu...