Uzun uzun anlatmaya gerek yok, zira bu konuda aklımdan geçenleri farklı iki yazıyla aktarmıştım. Youtube dün öğlen saatlerinde yeniden kapandı. Vatana millete hayırlı olsun…..

Uzun uzun anlatmaya gerek yok, zira bu konuda aklımdan geçenleri farklı iki yazıyla aktarmıştım. Youtube dün öğlen saatlerinde yeniden kapandı. Vatana millete hayırlı olsun…..

Son dönemde hemen tüm sitelerde görebileceğimiz web 2.0 trendine uyan son site, Türkiye’nin en eski ISS ve portallarından Superonline oldu. Geçtiğimiz hafta içerisinde sayfalarını beta olarak da olsa baştan aşağı radikal bir biçimde yenileyen Superonline, bambaşka bir kimliğe büründü.
Özellikle portallar ve e-ticaret siteleri için tasarım yenilemek büyük bir risk ve sıkıntı kaynağıdır. Milyonlarca kullanıcıya hitap etmenizden dolayı, kullanıcının tamamen yararına, son yenilikleri takip eden ve harika bir tasarıma sahip olan bir yenileme yapmış olsanız bile olumsuz tepkiler oldukça fazla olur. Bunun nedeni kullanıcı alışkanlıklarıdır. Birden bire yıllardır bastığı butonu yerinde göremeyen kullanıcı siteyi incelemeden şikayet etmeye başlar. Zamanla bu negatif tepkiler yerini pozitif olanlara bıraksa da başlangıçta sayfa görüntülenme ve tekil ziyaretçi sayılarında azalma görülür.

Superonline’ın sayfasını incelediğimizde üzerinde çok fazla tartışılmış ve çalışılmış olduğunu anlayabiliyoruz. Son yıllarda rakiplerinin gerisinde kalmasının da etkisiyle site tüm araçları, navigasyon yapısı ve alt servislerinin konumlandırılmasıyla yenilenmiş.
Kısa sayılabilecek anasayfada site 4 bölüme ayrılmış. Haber, Spor, Onlife ve Onself olarak adlandırılan bölümlere gerekli servisler iliştirilmiş. Bununla birlikte email girişleri ve içerikten seçmeler de anasayfada verilmiş. Sağ ve sol üst köşelerde ise kulakçık şeklinde Blog ve Oyun servisleri konumlandırılmış. İki servisin ayrıca konumlandırılması Superonline’ın bu servislere ayrı bir önem verdiğini gösteriyor.
Alt sayfalara girdiğimizde onların da yenilendiğini görebiliyoruz. Yine aynı amaçla yapılmış olan sayfalarda web 2.0 esintileri ve bu trende uygun oyuncaklar bulunuyor.
Siteye bir bütün olarak bakıldığında web 2.0′la gelen tasarımsal ve yazılımsal yeniliklerin nimetlerinden sonuna kadar yararlanıldığı görülebiliyor. Gerek tasarım gerekse fonksiyon olarak doğru tercihlerin yapıldığı ve “şık” bir sayfa yaratıldığı ortada.
ANCAK,
Başta da söylediğim gibi kullanıcı alışkanlıklarını önemsemek ve sitenin neye hizmet ettiğini unutmamak yenilikleri yakalamak kadar önemlidir. Portal yapılarında bence en kritik nokta hybrid bir yapı sağlayabilmektir. Yani olabildiğince yenilikçi olmanın yanında geleneksel öğeleri de kullanmak, bunları doğru bir şekilde harmanlayarak kullanıcının önüne sunmak gerekir. Böylece kullanıcınız nereye geldiğini şaşırmayacağı ve bocalamayacağı gibi yenilikler sayesinde de hayatının kolaylaştırıldığını farkedecek ve siteye olan bağlılığı artacaktır.
Superonline’ın sayfası bu şekilde bir yenilikle ilk bakışta güzel görünse de portal yapısına uygun olduğuna inanmıyorum. Herhangi bir sitenin bu şekilde yayına alınması çok şık, yenilikçi olsa da portallar bu derece büyük değişikliklere açık değildir ve içeriğin harmanlandığı bir portal anasayfasına ve bu anasayfa içerisinde bulunacak bir navigasyon bölümüne ihtiyaç vardır. Bence önümüzdeki günlerde Superonline sayfa görüntülenme ve tekil ziyaretçi rakamlarında bir düşüş yaşayacaktır.
Son zamanlarda “Yahoo geliyor”, “Google ofisini büyütecek”, “AOL, Türkiye’ye yatırım yapacak” vb. haberleri daha fazla duyar olduk. En son Arda Kutsal’ın blogu Webrazzi‘de de Yahoo’nun eleman aradığı ve Fox’un Türkiye’deki internet pazarını büyütmeyi planladığı haberleri yer aldı. Günyüzüne çıkan haberlerin yanısıra bu konulardaki bir çok dedikoduda da doğruluk payı var. Genel kanı Türkiye’deki internet pazarının artık global aktörlerin ilgi alanında olduğu ve ilerleyen zamanda bu tür girişlerin çok daha fazlalaşacağı yönünde.

Bu haberler her ne kadar sevindirici olsa da kanımca eksik. Zira Türkiye’deki internet pazarının büyük kısmı zaten glabal devlerin eline geçmiş durumda. İnternet kullanıcısının artması ve bilinçlenmesi, internet hızının artması, global sitelerin Türkçe destek vermesi ve dil bilmeyen kullanıcıların da artık yabancı dildeki sitelerden korkmaması bunun en önemli nedeni. Her ne kadar ölçüm yöntemi konusunda şüphelerim olsa da data alabileceğimiz yegane yerlerin başında gelen Alexa’nın Türkiye istatistikleri de bunu doğruluyor. Türkiye’den en çok ziyaret edilen ilk 10 site şu şekilde sıralanıyor:
Listede de görülebileceği gibi ilk 10′da yalnızca 3 adet Türk internet sitesi mevcut. Bunların da 2’si gazete, biri ise portal. Kısa zaman öncesine kadar Google Türkiye’nin ardından bu sitelerin geldiği düşünülürse global sitelerin zaten Türkiye pazarında olduğunu görebiliriz. Buradan da ülkemizde ofis açılmasının nedeninin ön planda tutulan içeriği biraz olsun yerelleştirmek ve giderek büyüyen reklam pastasından pay almak olduğunu rahatlıkla anlayabiliriz.
.tr uzantılı alan adı satışlarında yeni bir dönemi açacak gelişmeler için düğmeye basıldı. Artık .tr uzantılı kişisel veya ticari alan adlarını almak çok basit hale geliyor.
Türkiye, alan adları konusunda özellikle son yıllarda inanılmaz bir sıçrama yaptı. Buna rağmen gTLD (generic Top Level Domain) olarak adlandırılan .com, .net, .org vb. satışlarındaki artışa baktığımızda ccTLD (country code Top Level Domain) satışlarının çok kısıtlı kaldığını görebiliyoruz. Bunda ODTÜ’nün kontrolündeki nic.tr‘nin istediği belgelerin çokluğu vb. prosedürler önemli yer tutuyor.
Haziran ayında çıkması beklenen yasayla ltd ve A.Ş’lere getirilecek .com.tr uzantılı alan adına bağlı web sitesi sahibi olma zorunluluğu, zaten binlerce belgeyle uğraşan ODTÜ’yü korkutmuş olmalı ki üçüncü partiler üzerinden .tr uzantılı alan adlarının satışına ilişkin süreç başlatıldı. Alan adı satışlarını üçüncü partilere devir hazırlığında olan nic.tr, bunun için gerekli hazırlıkları yaptı ve sektördeki firmalarla iletişime geçti.
Anlaşmaların yapılmış olmasının ardından Mynet, Türkticaret.net, İHS vb. sektörün büyük firmaları üzerinden online satışlar yapılabilecek. Kişisel alımlarda için TC kimlik numaraları, ticari alımlarda ise şirket vergi numarası, vergi dairesi ve şirket yöneticisinin TC kimlik numarası yeterli olacak. Zeten devletin elinde olan kimlik ve vergi numaraları sayesinde süreç günler bazından dakikalar bazına inecek. Fraud’a karşı da bu numaralarla kontrol sağlanacak. Tüm bilgilerin doğru girilmesi durumunda tecil işlemi yapılacak ancak herhangi bir ihbar durumunda alan alan adı geri alınarak sahibine iade edilecek. Marka başvurusu, sinema filmi başvurusu gibi TC kimlik veya vergi numaralarının yeterli olmadığı alan adları için ise eski süreç devam edecek ve belgelerin ODTÜ’ye teslim edilmesi gerekecek.
Yahoo, onlarca servisi arasına son olarak Shine adlı kadın servisini ekledi. Tamamiyle kadınlara özel içeriklerle hazırlanan Yahoo Shine, halihazırdaki milyonlarca Yahoo kullanıcısı kadını, iVillage, womentowomen vb. sitelere kaçırmamayı ve kadınlara yönelik reklam pastasından hatırı sayılır bir pay almayı hedefliyor.
Kuşkusuz Yahoo bir internet devi. İçerik servislerinden, oyunlara; emailden, alışveriş servislerine kadar onlarca farklı kategoride kullanıcılarına ulaşan Yahoo’nun kadın servisi konusunda rakiplerinden geri kalması uzun süredir bana garip geliyordu. Sonunda Yahoo buna noktayı koydu ve Shine ile pazarda ben de varım dedi.
Siteyi incelediğimizde kullanılan büyük fontlar ve fotoğraflar dikkat çekiyor. Bununla birlikte kullanıcıların birbirleriyle iletişime geçebilmesi için gereken mesajlaşma, kişisel sayfalar (blog) öne çıkıyor. Hem web hem de servis için de aramanın sayfalarda baskın bir şekilde kullanılması ise Yahoo’nun içeriğine ne kadar güvendiğinin ve servisten yapılacak aramalar ile Yahoo Search Market gelirlerinin artırılmasının planlandığının bir kanıtı. Bununla birlikte Yahoo anasayfadan alıştığımız sağ menü de kadınların ilgisini çekecek şekilde email, astroloji ve hava durumu servisleriyle sınırlı tutularak sayfaa konumlandırılmış.
Servis genel olarak hitap ettiği hedef kitle için derli toplu ve zengin görünse de, gerek font seçimindeki gerekse kategori isimlerindeki iVillage benzerliği bence Yahoo açısında eksi puan . öte yandan arama konusunda işbirliği yapan bu iki büyük web sitesinin kadın servisi konusunda iş birliği yapmamış olması da ilginç. Sanırım internetteki kadınlara yönelik reklamların bütçesinin büyüklüğü bir araya gelememenin en büyük nedeni ve önümüzdeki günler bu alanda büyük bir rekabete gebe.