mynetlogoMynet, interneti yalnızca basit işlerde kullanmayan ve bir hayat standartı olarak gören internet kullanıcılarının oldukça fazla eleştirdiği; buna rağmen Türkiye’deki 20 milyon internet kullanıcısının 15 milyonunun her ay mutlaka en az bir kere ziyaret ettiği, 6,5 milyon kayıtlı kullancıya sahip Türkiye’nin en büyük portali. 1 milyar sınırını aşan ve sürekli artan sayfa görüntülenmesiyle Tükiye’nin internet devi!

Son dönemde Mynet, sitesi üzerinde bazı değişiklikler yapmakta. Eksenim olarak adlandırılan proje ile bu 6,5 milyon kullanıcının tümüne birer profil oluşturuluyor. Aynen Facebook‘ta olduğu gibi tüm kullanıcıların kendi “eksen”lerini oluşturulması, arkadaşlar edinmesi, kendileri ile ilgili haberleri diğer kişilere aktarması (bir çeşit news feed) hedefleniyor.

Dürüst olmak gerekirse koca bir portalin kendini bir nevi sosyal ağa çevirmeye başlaması ilk bakışta çok saçma geliyor! Bu kadar güçlü bir portal neden kendi kullanıcılarına böyle bir şey yapıyor, neden kendini bir metamorfoza uğratıyor diye soruyor insan kendi kendine!

mynet2

Cevap çok basit aslında! Mynet, internetin geleceği ile ilgili dersini iyi çalışmış. İnsanların artık portallerde buldukları içerikleri ayrı ayrı sitelerde de bulabildiklerini çok iyi görmüş ve kendi sitesini kullanıcının hem sosyal ağ özelliklerine sahip olabilecekleri hem de haberden, mobile; ilandan elektronik ticarete kadar her türlü servise sahip olabileceği bir merkeze döndürmeye başlamış. Amaç web 2.0 ile birlikte hayatımıza giren “paylaşım” fikrini sitesinde uygulayarak kullanıcılarının kaçmasını engellerken yeni kullanıcıları da içeri çekmek. Bununla birlikte hem reklamverenleri hem de ucuz ama etkili adwords/adsense benzeri reklam programlarını kendi sitesinde ve kendi programıyla uygulayarak gelirlerini artırmak.

Fikir, üzerine düşünüldüğünde inanılmaz çekici geliyor ancak bence Mynet burada çok kritik bir hata yapıyor. Böylesine orjinal bir projeyi sisteminiz üzerine kurarken, o sistemin çok güçlü ve her adımının planlanmış olması gerekiyor. Yani kullanıcılara sunduğunuz özellikler (ki burada bu özellikler sosyal ağ özellikleri ve çok güçlü rakipleriniz mevcut) rakiplerinizden daha iyi veya en az onlar kadar yeterlilikte olması gerekiyor. Mynet Eksenim’e bakıldığında ise alelacele yayına alınmış, altyapı ve özellikler açısından yetersiz bir servis ortaya çıkıyor. Bu da hem Mynet’in güzelim projesini zora sokuyor hem de mevcut kullanıcıları içerde tutmaya çalışırken kaçmalarına neden olacak bir tehlike ortaya çıkartıyor.

Kanımca Mynet’in acele etmemesi gerekiyor. Zaten sosyal ağlar şu anda başını alıp gitmiş durumda ve böylesine bir proje Türkiye’de hatta dünyada bulunmuyor. Bu nedenle eğer Eksenim projesi iyi planlanır ve tüm özellikleri doğru ve yararlı çalışır şekilde geliştirilirse büyük bir başarıya ulaşılması içten bile değil. Yapılması gereken doğru adımları atmak ve bunu kullanıcıya her türlü mecrada doğru şekilde aktarmak. Sonrasında ne mi olur? Bence Mynet bugüne kadar yapılmayanı yapmış olur ve değerine onlarca kat daha değer katar. Aksi mi?? Eski bir çalışanı ve oraya karşı çok fazla güzel duygu besleyen bir kişi olarak düşünmek bile istemiyorum….

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Uzun uzun anlatmaya gerek yok, zira bu konuda aklımdan geçenleri farklı iki yazıyla aktarmıştım. Youtube dün öğlen saatlerinde yeniden kapandı. Vatana millete hayırlı olsun…..

youtube3

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

sol2Son dönemde hemen tüm sitelerde görebileceğimiz web 2.0 trendine uyan son site, Türkiye’nin en eski ISS ve portallarından Superonline oldu. Geçtiğimiz hafta içerisinde sayfalarını beta olarak da olsa baştan aşağı radikal bir biçimde yenileyen Superonline, bambaşka bir kimliğe büründü.

Özellikle portallar ve e-ticaret siteleri için tasarım yenilemek büyük bir risk ve sıkıntı kaynağıdır. Milyonlarca kullanıcıya hitap etmenizden dolayı, kullanıcının tamamen yararına, son yenilikleri takip eden ve harika bir tasarıma sahip olan bir yenileme yapmış olsanız bile olumsuz tepkiler oldukça fazla olur. Bunun nedeni kullanıcı alışkanlıklarıdır. Birden bire yıllardır bastığı butonu yerinde göremeyen kullanıcı siteyi incelemeden şikayet etmeye başlar. Zamanla bu negatif tepkiler yerini pozitif olanlara bıraksa da başlangıçta sayfa görüntülenme ve tekil ziyaretçi sayılarında azalma görülür.

sol

Superonline’ın sayfasını incelediğimizde üzerinde çok fazla tartışılmış ve çalışılmış olduğunu anlayabiliyoruz. Son yıllarda rakiplerinin gerisinde kalmasının da etkisiyle site tüm araçları, navigasyon yapısı ve alt servislerinin konumlandırılmasıyla yenilenmiş.

Kısa sayılabilecek anasayfada site 4 bölüme ayrılmış. Haber, Spor, Onlife ve Onself olarak adlandırılan bölümlere gerekli servisler iliştirilmiş. Bununla birlikte email girişleri ve içerikten seçmeler de anasayfada verilmiş. Sağ ve sol üst köşelerde ise kulakçık şeklinde Blog ve Oyun servisleri konumlandırılmış. İki servisin ayrıca konumlandırılması Superonline’ın bu servislere ayrı bir önem verdiğini gösteriyor.

Alt sayfalara girdiğimizde onların da yenilendiğini görebiliyoruz. Yine aynı amaçla yapılmış olan sayfalarda web 2.0 esintileri ve bu trende uygun oyuncaklar bulunuyor.

Siteye bir bütün olarak bakıldığında web 2.0′la gelen tasarımsal ve yazılımsal yeniliklerin nimetlerinden sonuna kadar yararlanıldığı görülebiliyor. Gerek tasarım gerekse fonksiyon olarak doğru tercihlerin yapıldığı ve “şık” bir sayfa yaratıldığı ortada.

ANCAK,

Başta da söylediğim gibi kullanıcı alışkanlıklarını önemsemek ve sitenin neye hizmet ettiğini unutmamak yenilikleri yakalamak kadar önemlidir. Portal yapılarında bence en kritik nokta hybrid bir yapı sağlayabilmektir. Yani olabildiğince yenilikçi olmanın yanında geleneksel öğeleri de kullanmak, bunları doğru bir şekilde harmanlayarak kullanıcının önüne sunmak gerekir. Böylece kullanıcınız nereye geldiğini şaşırmayacağı ve bocalamayacağı gibi yenilikler sayesinde de hayatının kolaylaştırıldığını farkedecek ve siteye olan bağlılığı artacaktır.

Superonline’ın sayfası bu şekilde bir yenilikle ilk bakışta güzel görünse de portal yapısına uygun olduğuna inanmıyorum. Herhangi bir sitenin bu şekilde yayına alınması çok şık, yenilikçi olsa da portallar bu derece büyük değişikliklere açık değildir ve içeriğin harmanlandığı bir portal anasayfasına ve bu anasayfa içerisinde bulunacak bir navigasyon bölümüne ihtiyaç vardır. Bence önümüzdeki günlerde Superonline sayfa görüntülenme ve tekil ziyaretçi rakamlarında bir düşüş yaşayacaktır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Facebook, 1 yıldan kısa bir sürede tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de inanılmaz bir trend yakaladı. Bunda payı olan şeylerin neler olduğunu yazmaya gerek yok. Çünkü gazetelerden bloglara, dergilerden TV programlarına kadar hemen her yerde sitenin başarısı ve başarıya giden yol haritası anlatıldı, değerlendirildi.

facebook2

Sonrasında insanlar uygulamalara alıştı hatta sıkıldı, bulabildiği arkadaşlarını buldu, sitenin heryerini kurcaladı ve bir “sıkılma” evresi başladı. İlk zamanlarda gelen onlarca mesaj, arkadaşlık talebi ve uygulama gün geçtikçe azaldı.

Bu noktada Facebook yönetimi çok basit ama çok başarılı bir adım attı ve “People You May Know” yani “Tanıyabileceğiniz İnsanlar” özelliğini devreye aldı. Anasayfanın scroll üstünde kalan bölümüne yerleştirildiğinden anında dikkat çeken ve resmen nokta atışı yapan özellik sayesinde insanlar listelerinde olmayan bir sürü insanın sadece bir tık ötede olduğunu keşfetti. Özellik devreye girdiğinden alınan mesaj sayısı ve arkadaşlık taleplerinde gözle görülür bir artış oldu ve ilk zamanki gibi olmasa da içeride yeniden canlılık oluştu.

Bu özellik bize bir kere daha gösterdi ki Facebook, gerek site içerisindeki kalitenin korunması için attığı adımlarla, gerekse tüm bir kerede vermek yerine kullanıcının önüne kısa aralıklarla yeni özellikleri sunarak ilgiyi korumasıyla social networkler arasındaki çok büyük bir farkla hakettiği liderliğini uzun bir süre daha bırakmayacak. Darısı stratjilerini iyi belirleyebilen ve bu stratejilerin gerektirdiği doğru adımları atabilen tüm web sitelerinin başına….

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Web 2.0′ın dünya çapında yaygınlaşması ile social networking sitelerine ilgi çığ gibi büyüdü. Ortalama internet kullanıcılarının kısa bir süre öncesine kadar bırakın kullanmayı adını bile bilmediği Facebook, Bebo gibi siteler dünya çapında çok fazla kullanılmaya başladı ve buna bağlı olarak değerlerini katladı. Bunun sonucu olarak Bebo, AOL tarafından 750 milyon dolara satın alındı. Facebook için ise 15 milyar dolar gibi bir değerden bahsediliyor.

socialnetwork

Dünyadaki trende uygun olarak Türkiye’de de social networking sitelerine ilgi Türk internet tarihinde görülmemiş bir hızla arttı. Facebook, Myspace, Bebo, Netlog gibi global sitelerin yanısıra Yonja ve 80630 gibi Türk siteleri de sistemlerine “social networking” öğeleri ekleyerek bu rüzgardan paylarına düşenleri aldı. (Her ne kadar Facebook, Türk sitelerinin sayfa görüntülenme ve kullanıcı sayılarını etkilese de kazanç pozitif etkilendi.)

Social networking sitelerindeki bu patlamaya Türkiye’nin 3 GSM operatörü de kayıtsız kalamadı. Gerek genç müşteri sayılarını artırmak gerekse mevcut genç kullanıcılarında sadakat yaratmak adına kendilerine ait siteleri yayına aldılar. Turkcell, Turkcell-imbenim; Vodafone, Youppo ve Avea da Bialem ile pazara girdi.

Siteleri incelediğimizde kullanıcılar tarafından gönderilen videoların, fotoların ve blogların tab’lerle ayrıldığı, üyelerin ve üye aramanın ön plana çıkartıldığı bir yapıyla karşı karşıya kalıyoruz. İçeriklerin tümü kullanıcının profil sayfasında birleştiriliyor. Canlı renkler ve bol animasyonlar dikkat çekiyor. Bununla birlikte sitelerin cep telefonlarıyla entegrasyonları da bulunuyor yani cebe SMS göndermek, wap’tan siteye erişmek vs. mümkün. Turkcell-imbenim, Turkcell.com.tr altında yayınlanırken diğer 2 operatör ise farklı alan adlarıyla yola çıkmayı seçmiş. Vodafone’un sitesi Youppo’da üyelik için yalnızca bir email adresi yeterliyken diğer iki sitede operatörün müşterisi olmak zorunlu.

Siteler her ne kadar birbirine benzese de özellikle görsel açıdan turkcell-imbenim fazlasıyla öne çıkıyor. İçerikten belli bir kısmı anasayfadan vermek ve kullanıcıların bu şekilde iç sayfalara yönlenmesini sağlamak zaten günümüzün gereği. Bunun yanı sıra en çok izlenenler vs. listelemeler de kullanıcıyı çeken şeylerden bazıları zira istatistiklere baktığımızda arama sonuç sayfaları ve listelemeler bu tarz sitelerin en çok talep gören bölümleri. Gördüğüm en önemli eksikler ise sayfanın scroll üzerinde kalan sitenin en değerli alanının yarısının 2 adet banner ve görüşleriniz bölümleriyle doldurulmuş olması. Turkcell’in bilinirliği ve reklam gücü göznüne alındığında bence bu kadar dominant 2 adet reklam kullanılmayabilir veya farklı konumlandırılabilirdi. Kalan alanlar ise web2.0′ın hayatımıza soktuğu en yararlı öğelerden biri olan etiket bulutu için kullanılabilirdi. Sitede bulunan etiket bulutu bence çok aşağıda kalmış ve bütün önemini kaybetmiş durumda.

tcellim

Avea’nın sitesi Bialem bence ikinci sırada geliyor. Temiz bir tasarıma sahip ve kullanıcıya siteyi kullanarak neler yapabilecekleri anlatılmış. Bununla birlikte anasayfayı yalnızca bir tanıtım alanı olarak kullamak büyük bir hata olmuş. Çünkü siteyi kullanarak neler yapılabileceğini anlayabiyorsunuz ancak neler yapıldığı ile ilgili hiçbir fikriniz oluşmuyor. Sayfa oldukça kısa ve bu Türk internet kullanıcısının hoşlanmadığı bir durum. Sayfa daha uzun tutularak üst bölümde içerikten bölümler göstermek ve kullanıcıyı içeriye çekmek, sayfanın alt bölümünde ise bu tanıtımları yapmak bence bialem.com’u daha efektif bir site haline getirebilir, aynı zamanda site içeriğinin ayrıklığını azaltabilirdi. İç sayfalarda ise durum daha da vahim. Anaysayfada içeriği göremediğiniz için içeri girip incelemek istiyorsunuz ancak giriş yapmanız isteniyor. Şahsen hiçbir örneğini görmediğim bir yere üye olmayı tercih etmem. Kullanıcıya içeriği gösterip; yorum yazmak, içerik eklemek gibi adımlar için üyelik istemek daha mantıklı. Bialem.com’da ise etiketlere tıkladığınızda bile üyelik isteniyor.

bialem

Vodafone’un istesi Youppo ise içlerinde en kötü durumda olan site. Öncelikle çok zor bir alan adı seçilmiş, kullanıcıların hatırlayabilmesi neredeyse imkansız. Ayrıca sayfa çözünürlüğü de seneler öncesinde kalmış durumda. Her ne kadar anasayfada ve iç sayfalarda içeriğin bütünlüğünün sağlanması, kullanıcının sisteme üye olması için gereken adımlar, etiket bulutu gibi öğeler kullanılmış olsa da bu öğelerin yerleşimi ve tasarımın kötülüğü tüm etkiyi sıfırlıyor. Kullanıcı profilleri çok fazla öne çıkarılmış durumda. Türk kullanıcıların profil fotosu seçmek için fazla özen göstermemeleri nedeniyle sitede görüntü hoş olmuyor. Sayfanın orta bölümündeki fotoğraflar ise karışık. Tasarımda tüm fotoların bitiştirilerek kullanılması algılamayı zorlaştırıyor ve nereye tıklayacağınızı şaşırtıyor. Video bölümündeki boşluklar da çok fazla. Dikkatimi çeken ve beni rahatsız eden şeylerden biri de sayfadaki başlıklar. Web siteleri için en önemli şeylerden biri hitap dilindeki tutarlılıktır. Youppo’da ise tutarlılık hiç yok. Üyeler ve Resimler adında başlıkların ardından Video Galerisi şeklinde bir başlık geliyor. Aynı şekilde “videos”, “hot videolar”, “comments” gibi yarı İngilizce yarı Türkçe başlıklar mevcut.

youppo

Sonuç olarak GSM operatörlerinin bu tarz sitelere ilgisi çok normal. Kullanıcıların yaş aralığı, telefon kullanma oranı ve en önemlisi internet ile mobilin birbirlerinin içine iyice girmesi ilerleyen dönemlerde operatörlerin internette çok daha fazla rol alacağının bir işareti. Social network siteleri de ilk adım için çok ideal. Ancak dikkat edilmesi gerek çok önemli birşey var o da yalnızca yapmak için yapmamak gerektiği. Web 2.0 mantığına uygun sitelerin ortaya çıkarılması, kullanıcı ile içeriğin doğru bir şekilde birbirleriyle harmanlanması ve sitelerin doğru tanıtılması işin kilit noktası. Adımların doğru atılması durumunda operatörler bu alanda çok fazla ilerleyebilirler aksi durumda ise tek elde edecekleri hayal kırıklığı olacaktır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
İnternetteki yeni trendler, web sitesi ve online pazarlama aktiviteleri incelemeleri, yeni fikirler ve daha birçok konu...